Vanya Dayı

 

safe_imageNe yapabiliriz?

Yaşamak gerek!

Yaşayacağız Vanya Dayı.

Çok uzun günler, boğucu akşamlar geçireceğiz.

Alınyazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız.

Bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz.

Ecel saati gelip çatınca da uysalca öleceğiz ve orada, mezarın ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz…

Ve Tanrı acıyacak bize ve biz seninle, canım dayıcığım, parlak, güzel, sevimli bir hayata kavuşacağız ve buradaki mutsuzluklarımıza sevecenlikle, hoşgörüyle gülümseyeceğiz ve dinleneceğiz…

İnanıyorum buna dayıcığım, bütün kalbimle, tutkuyla inanıyorum…

Ve başını onun avuçlarına koyar.

Dinleneceğiz!

Dinleneceğiz!

Melekleri dinleyeceğiz, elmaslar gibi yıldızlarla kaplı gökleri göreceğiz.

Dünyanın tüm kötülüklerinin, tüm acılarımızın, dünyayı baştan başa kaplayacak olan merhametin önünde silinip gittiğini göreceğiz ve hayatımız bir okşayış gibi dingin, yumuşak, tatlı olacak. inanıyorum, inanıyorum buna.

Gözyaşlarını Zavallı, zavallı Vanya Dayı, ağlıyorsun…

Hayatında mutluluğu tadamadın, ama bekle Vanya Dayı, bekle…

Dinleneceğiz….

Dinleneceğiz!

Dinleneceğiz!”

 

 

 

Vanya Dayı (Rusça: Дядя Ваня), Rus oyun yazarı Anton Çehov’un 1897 yılında yayımlanan tiyatro oyunu. Eser, ilk kez 1899 yılında Moskova’daki Moskova Sanat Tiyatrosu’nda Konstantin Stanislavski’nin yönetmenliğinde sahnelendi.

Çehov, ülkesi Rusya’nın ekonomik ve toplumsal olarak karışık olduğu bir dönemde yazdığıVanya Dayı‘da namusuyla çalışan ve kazandığı ile yetinmeye çalışan Vanya ve yeğeni Sonya ile çalışmadan gösterişli bir hayat süren Profesör Serebryakov ve genç karısı Yelena arasındaki çatışmayı anlattı.